BİR BABAANNE & BİR ÇOCUK


Jeanne Robergeon 1924- 2013, North London Spiritual Church

BIR BABAANNE


Yukarıdaki portre 9 Nisan 2022 akşamı çizilen ilk portreydi. Her seferinde iletişime başlarken önce bir portre çizerek başladığımı, ancak çizerken kimseyi görmediğimi anlatırım. Tüm hissettiğim vücuduma bir enerjinin girdiği, ve elimi kullanarak 2-3 dakika içinde bir portrenin çizildiğidir. Ben de herkes gibi, merakla çizilen portrenin erkek, kadın, çocuk mu olduğunu görmek için beklerim.

Portre bittiğinde hissettiğim enerji çekilir, ve sonrasında bir ruhsal medyum olarak çalışırım; iletişimde olan kişiyi görebilir, hissedebilir ve işitebilirim. Sonrasında verilen bilgileri çevremde olanlara iletirim.


O akşam kilise oldukça kalabalıktı, ve genç bir çift 10 dakika kadar gecikmeli içeri girip geride oturdular. Genç adam verilen bütün bilgileri kabul ediyordu, ve portreyi de tanıdığını söyledi. Akşam sona erdiğinde gelip iletişim kuran kişinin babaannesi olduğunu söyledi, ve cep telefonundaki resimlerini bize gösterdi. Herkes gibi ben de çok memnun olmuştum. Ayrıca, yine dinleyicilerin arasında, arka sırada oturan, ve kilisedeki Ruhsal Gelişim Çemberi çalışmasını yürüten Patrick’in öğrencisi olduklarını da söyledi.

Daha sonra bana yukarıdaki resimleri yolladı ve ekledi; ’10 dakika gecikmiştik ama ertesi gün Patrick biz gelmeden hemen önce “Serena” (kız arkadaşının ismi) veya Patrick’in telafuz ettiği gibi “Cecelia” isminin de verildiğini söyledi.


Babaannenin hala onun hayatının parçası oldugunu gösteren ne güzel bir kanıt!

BİR ÇOCUK


En son yaptıgım iletişim ise çok duygulandıran bir hikaye… Önce hikaye ile ilgili bir ön bilgi vermek istiyorum.


“Ben Mutlu Bir Down Annesiyim” isimli bir kitabi yeni bitirmiştim. Yazarı Elcin Tapan en son 40+ yıl önce gördüğüm, yüksek eğitimli (Phd) bir Turk bayan. Ayrıca, kendisi daha oönce Elçin’in ailesinin hayat hikayesini paylaştığı bir radyo söyleşisini gönderen ve Turkiye’ye geldikçe gördüğüm eski bir arkadasımın kızkardeşi.


Daha once Elçin’in 3 çocuğu olduğunu, ve en küçüğünün Down Sendrom’lu olduğunu duymuştum. Dinlediğim duygulandıran bir söyleşiydi ama kayıt yarısında durdu, ve bir daha da açılmadı. O nedenle arkadaşımı aradım, kardeşin bu kez hayatı için ne kadar uğraşlı bir yaşam seçmiş diyip, ona nasıl ulaşabilirim diye sordum. Daha sonra Elcin yazmış olduğu iki kitabını bana yolladi (1995 ve 1999- 18. Baski). Down Syndrome ‘lu çocukların bazı duygusal ve fiziksel özellikleri paylaşmalarına rağmen her birinin farklı olduğunu öğrenmek hem ilginç, hem de insanı kalpten sevindiren bir bilgiydi. Kitapların gerçekten çok derin araştırmalar sonucu, yaşanmışlığın getirdiği büyük bir anlayış ve sevgi ile yazıldığı ve Turkiye’deki çok ailenin ‘sesi’ olduğu belli idi.


Hikayeme geri donersem, en son çizdiğim portre bir küçük kıza aitti. Portreyi çizerken gözlerinin bir nedenle çok rahat çizilemediğini hissettim. Çok güçlü bir şekilde bir Down Syndrom’lu bir çocukla olduğumu hissettim. Bir genç bayan yanıma gelip resme yakından baktı, ve tanıdığın söyledi.


Çok ‘özel’ bir kız çocuğunu hissediyorum dediğimde yine kabul etti… sonra küçük kızın dünyaya nasıl baktığıni, ve davrandığını tanımladım. Yine hepsi kabul edildi. O zaman bir küçük elin elimi tuttuğunu hissettim…bana güvendiğini ifade ettigini anladim, gözlerime yaşlar doldu.


Resmi o bayana bıraktım. Daha sonra Elcin’e yazarak bu çok okunmuş kitapları ile Türkiye’deki bir çok Down Syndrom’lu çocuğun ‘sesi’ olduğunu, ama artık ruhsal dünyaya geçmis olanlara da ‘ses’ olduğunu bildirdim! Bu benim için de bir onur ve ayrıcalıktı.

NOT: DEĞİŞİK ÜLKELERDEKİ SAAT DİLİMLERİNİ GÖZ ÖNÜNDE TUTARAK, ZOOM ÜZERİNDEN ÇALIŞMAK ÜZERE YENİ RUHSAL GELİŞME ÇEMBER GRUPLARI KURUYORUM. İLGİLENİRSENİZ LÜTFEN DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN İLETİŞİME GEÇİN.