Our Recent Posts

Tags

BİR İTHAF YAZISI VE TEŞEKKÜR MESAJLARI


Londra’da Nisan ayında virüs salgını nedeniyle getirilen kısıtlamalarla günlerin daha sakin geçeceğini bekliyordum ama Nisan ayı benim için çok dolu geçecek günlerin de başlangıcı oldu. Günlüğüm sayfasını takip eden dostlar ve okuyucular, hatırlıyacaktır, daha önce yayınladığım, babamdan gelen mesajlarla ilgili bir kaç hikayem var. Şimdi bir hikayemi daha yayınlıyorum, ve bu kez bu hikayenin içeriği ona ithafen yazdığım bir yazı ve ondan gelen teşekkür mesajları!

Babamın 27.5.2020 tarihindeki 98ci doğum günü için bir ‘ithaf’ yazısı yazmam istenmişti. Yazımı bir kaç arkadaşımla paylaştım. Aşağıdaki notu arkadaşım Bernadette May’den aldım, ve onun verdiği cesaretle bu sayfada okuyacağınız hikayenin tümünü ek bağlantılar da vererek sizinle paylaşmaya karar verdim. Ona teşekkür ederek notunu aşağıda sizinle paylaşıyorum:

“Babanla ilgili ithaf yazısının bağlantısını göndermiş olduğun için teşekkür ederim. Harikulade bir hikaye, ve isterdim ki çok daha fazla insan bu hikayeni okuyabilsin. Sadece içeriği için değil, hepsini bir araya getirdiğin şekli ile okuması son derece keyifli olduğu için seni tebrik ederim.

Senin yerinde olsam, bu yazı son derece olumlu, gerçek ve güzel olduğu için internet sayfamdan Günlüğüm’de yayınlardım. Hepimiz kim olduğumuzu söylemeliyiz, inanıyorum ki baban seninle gurur duyacaktır. “

Aşağıda hikayenin tamamlayıcı bilgilerini ve ithaf yazımın bağlantısını veriyorum

23 Nisan 1920, ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’un (1881 – 1938), Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni (TBMM), demokratik ve laik bir Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasında öncülük amaç ve hedefiyle, resmî olarak kurduğu tarihtir. Aynı tarih (23 Nisan) Ulusal Çocuk Bayramı olarak ithaf edilmiş olup, daha sonra 1927 yılında resmî olarak kabul edilmişti.

Aynı yıl (1927), TBMM'de altı gün süren ve daha sonra büyük "Nutuk" adı verilen konuşmasında, Atatürk, Bağımsızlık Savaşı'yla (1918-1922), nasıl Türkiye Cumhuriyetini, silah arkadaşlarıyla kurmayı başarmış olduklarını veri, olay ve belgelerle adeta yazılı bir belgesel içerik ve üslubunda TBMM üyelerine sundu.

1997 yılında, babam (Adnan Çakmakçıoğlu), Nutuk’un çocuklar tarafından kolayca anlaşılabilecek şekilde yazılması için Atatürk Kültür, Tarih Yüksek Kurumu tarafından görevlendirildi.

Bu kitaba iliskin bir tanıtım, 2020 Mayıs ayında New York merkezli "US Turkish Library & Museum" (kısa adıyla, TLM – http://www.turkishlibrary.us/cocuklar-icin-nutuk/ ) sitesinde yayınlandı. Girişte sözünü ettigim, babam’a ithaf yazımın Türkçe'sini de TLM’nin sitesinde “Niçin Üzülüyorsun Bütün Çocuklar Bizim” başlığıyla takip eden bağlantıdan okuyabilirsiniz:

“http://www.turkishlibrary.us/adnan-cakmakcioglu-nicin-uzuluyorsun-butun-cocuklar-bizim/"

Şimdi hikayeme başlıyabilirim!

Yazışmalarımız sırasında, LM kuruluşunun kurucu-başkanı ve BM'ye de baş temsilcisi olan Bircan Ünver, bu dönem İstanbul’da olduğunu, ve New York’a dönerken de küçük torunları için babamın kitaplarından yanında onlara hediye götürmek istediğini söylemişti. Ayrıca içinde uzayla ilgili hikayeleri olan kitaplar da var mı diye de sormuştu. Bu sorusunun kaynağının ise Babam'ın özgeçmişinde taaa 1940’lı yıllarda, Türkiye'de o kadar erken bir dönemde, Astronomi okumuş olduğu özgeçmişindeki bilgisiyle, mutlaka uzaya ilişkin çocuklar için öyküler de yazmış olacağı öngörüsüyle, sorduğunu bir epostasında ifade etmişti!

Ona yardımcı olamadım, çünkü üniversite yıllarından beri ailemden uzakta yaşıyordum. O nedenle babamın basılmış kitaplarının hepsinin içeriğini de tek tek bilmiyordum. Yanımda (İngiltere’de) sadece az sayıda eski kitaplarının bazıları ve orijinalleri var. 1998 yılında ki yeryüzünden göçünden sonra tüm orijinalleri ve notlarını – basında çıkan yazıları bir araya getirip, İstanbul’da bıraktım. Günün birinde onları tekrar internet üzerinden hayata geçirmeyi ümit ediyorum. Bununla birlikte, babamın 400 den fazla basılmış çocuk kitabı olduğunu biliyorum.

Kitaplar üzerine yazışırken depodan şimdiye kadar okuma fırsatı bulamadığım eski kitaplarının olduğu kutuyu çıkardım. Kutuyu açtım, ve bir tanesini seçtim. İsmi ‘Trampet’ idi ve 1991 yılında basılmıştı. İçinde 14 tane kısa hikayeler vardı. “Düş’ isimli ilk hikayeyi açıp okumaya başladım;

“Erkin, gökyüzü ve uzay hakkında okumadık kitap bırakmamıştı.

Uzaydaki varlıklar onun merakını çekiyordu. Yıldızların bizim Güneş gibi

ateşten…..”

Babamın Bircan’a bir teşekkür mesajı idi. Gülümsedim. Bana da bir mesajı olacağını biliyordum ancak bir türlü sakin bir zaman bulup, oturup meditasyon yapamıyorum ki diye dusundum.

Bircan’a istediği konuda bir kitap bulduğumun haberini kitabın ismiyle birlikte verdim, Ümit ediyordum ki İstanbul’dan ayrılmadan önce bir kopyasını bulsun. Yanıt olarak, Bircan bana eposta ile geri döndüğünde ise çok daha şaşırtıcı bir bilgi verdi. İki torunundan birisinin, ve özellikle de kitabı okuyacak yaşta olan torunun isminin de "Rüya" olduğunu bildirmesi oldu!!

Daha sonra kutudan başka bir kitap seçtim. Bir şiir kitabı idi ve Adnan Ardağı olan takma ismiyle 1944 yılında, henüz üniversitede iken, ve değil ben doğmadan önce, annem ile bile evlenmeden öncesinde basılmış. Kitabı açtım. İthaf sayfasında şöyle yazıyordu;

“İlk doğacak çocuğuma"

A. Adnan Ardağı

İstanbul

1944

Hayretler içinde kalmıştım. Bana da teşekkür mesaji ulaşmıştı! Kitabın ilk çocuğu olan bana ithaf edildiğini öğrenmek en güzel mesajdı.

©2017 by Esi Cakmakcioglu

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now