Our Recent Posts

Tags

GÜLÜMSETEN MİMOZA AĞACI


Araba ile eve dönerken, köşeyi döndüm, ve çıplak dallı ağaçların sıralandığı bir sokakta birden karşıma çıkan şahane bir Mimoza ağacını görünce içim neşe doldu. Gülümsedim, çünkü bana Londra metrosunda ki son yolculuğumu hatırlattı!

Geçenlerde, Bond Street istasyonundan sadece 3 durak mesafedeki Holborn istasyonuna gidiyordum. Öğle vakti idi ve trende bir sürü gri renk takım elbiseli erkek vardı.

Bir zenci adam geldi ve karşıma oturdu. Yaşı herhalde 45 civarındaydı. Siyah ceket ve pantalon giyiyordu. Dikkat çekici siyah beyaz çerçeveli gözlükleri vardı. Çantasından bir takım kağıtlar çıkararak okumaya başladı, çevresi ile hiç ilgili değildi.

Saçları kısaydı, ceketinin içinden şık ve pahalı görünen bir yakasız gömlek görünüyordu. Yakasında yıldız şeklinde, 5cm genişliğinde, altın renkli küçük boncuklardan yapılmış broş vardı. Her iki eline de camdan, özel yapılmış gözüken, kocaman birer yüzük takmıştı.

Çok hoşuma gitmişti; içimden ‘konuşma fırsatı olsaydı ne söylemek isterdim’ diye geçirdim. Bir yanıt bulamadan olmadan Holborn istasyonuna vardık. Trenden indim; peronda yürürken gözümün ucuyla onun da arkamda olduğunu farkettim. İçimden ‘biri beni deniyor’ diye geçirdim.

Durdum ve arkama döndüm, o da durmak zorunda kaldı. ‘Size bir şey söyleye bilirmiyim?’ diye sordum. 'Evet' derken onun da gözlerinde soru işareti vardı. Trende karşısında otururken aklımdan geçeni söyledim ve ‘şimdi konuşma fırsatı çıkmışa benzer’ deyip devam ettim. ‘ Farklı olma cesaretini gösterdiğiniz için teşekkürler, ve ayrıca detaylara verdiğiniz özende mükemmel’ dedim.

O gülümsedi, ben gülümsedim. Ve sonra ikimiz de kendi yönümüzde yolumuza devam ettik.

©2017 by Esi Cakmakcioglu

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now