Our Recent Posts

Tags

İNANILMAZ BİR SEVGİ MESAJI


Gittiğim son İstanbul seyahatinden hüzünlü döndüm. Annemin evi satıldı. Bundan sonra İstanbul’da ailemizin evi yok.

Annemin üç sene önce aramızdan ayrılışından beri evin tüm eşyalarını elden geçirmiştim. Eşyaların çoğu yardım kurumlarına, kitaplar kütüphanelere, kıyafetler ise yaşlı yurtlarına dağıltıldı. Duygusal değeri olan esyaları onlar için kıymeti olabilecek aile dostlarına verdim. Ben sadece sevdiğim ve evde kaldığım sürece kullanabileceğim az bir eşyayı kullanmak üzere bırakmıştım.

Sakladığım kişisel eşyalarin coğu babama aitti. Babam bir çok kitabı basılmış yazar, şair ve ressamdı. Hayatının son otuz senesini çocuklar için hikayeler, romanlar, şiirler ve çocuk oyunları yazarak geçirmişti. Planım kendi kitabim basılır basılmak tekrar onun eserlerini ya tekrar bastırarak ya da e-kitap yaparak hayata geçirmek.

Babamin kitaplarının özgün yazıları ve bazı henüz yayınlanmamış olanları üç kutuda paketlendi. Bir çocukluk arkadaşım ve kızı hepsini elden geçirip, bir katalog hazırlıyarak depoya gidecek şekilde paketlememe yardımcı oldular. Kutuların hepsinin üstüne benim adım ve adresim, altına da arkadaşımın kızının ulaşım bilgilerini yazdık. İleride ben bir nedenle onların hayata geçirilmesini gerçekleştiremezsem, memnuniyetle üstleneceğini söyledi. Ayrica kalan bir kaç eşyayı da evine almayı kabul etti.

Arkadaşımla çocukluğumuzdan beri ailelerimiz birbirlerine komşu idi. Arkadaşımın kızı da annesinin evinde büyütülmüştü. Bu küçük kiı, o zamanlar kendi yaşında arkadaşı olmadığı için, günün bir kısmını bizim evde, babam çocuk hikayeleri yazarken yanında geçirirmiş. O zamanlarda ben yurt dışında yaşadığım için fazla bir bilgim yoktu. Ama o yaşlarda öylesine güzel ‘tohumlar’ atılmış olmalı ki şimdi İstanbul’da bir üniversitede Fransız ve Türk edebiyatı dersleri veriyor.

Ben Londra’ya bir Cuma günü döndüm. Arkadaşım Pazar günü nakliyeci ile eve gidip eşyaların kızının evine taşınmasını sağlayacaktı. Pazartesi günü arkadaşımın kızından eşyaların kolaylıkla taşındığını ve onun evinde de kendi yerlerini bulduğunu bildiren bir mesaj aldim. Ayrıca bana babamdan da bir mesaj geldiği haberini veriyordu!

Kendisi de yedi yaşında bir erkek çocuk annesi. Oğlu ilkokulun ikinci sınıfına yeni başlamıştı. O gün okuldan geldiğinde öğretmenin kısa bir çocuk hikayesi üzerine hazirladığı ev ödevini annesine göstermiş. Öğretmeni bir kez yüksek sesle, iki kez de sessiz okumalarını istemiş. Hikayenin yazarı babam!

"MAVİ BAKIŞLI ÖRTÜ

Ben gökyüzü… Üzerinizi saran mavi bakışlı örtü. Bana atmosfer adını yakıştırmışsınız. Kimi de hava ile yetinmiş. Bütün bu konuşmaların yetersiz olduğunu belirteyim çünkü hem atmosfer hem de hava adı ile ilgim çok az.

Bakarsıniz bir tutam beyaz bulutun yanındayım. Yumuşak kanatları üzerinde yolculuğa çıkarım. Yeryüzündeki yeşil ovaları birlikte sularız.

Bakarsınız bir başka gün uçaklarla birlikte olurum. Bir yandan diğer yana, ufuk boyunca en yükseğe birlikte çıkarız.

Aşağılara baktım mı o gün ne yapacağıma karar veririm. Balıkçıların yanına inmediğim günler, kırda açmış yüzlerce sarı çiceğin yanına uzanırım.

Bakarım Ardıç kuşları geçer sıra sıra. Öndeki gülümser uzaktan. Özlediğimi bilirler. El yerine kanat sallarlar.

Şırıl sırıl akan sulara mavi pırıltılar katarım. Bir okulun açık penceresinden yayılan okul şarkılarını taşırım. İnsanları ana gibi korurum.

Denizdeki küçük yelkenlilerin elinden tutarım. Yol alan vapurlara gece feneri gibi ışık tutarım. Kaptanların uyanık durmaları için büyük yıldızlar asarım.

Ben gökyüzü… Üzerinizi saran mavi bakışlı örtü… Hepinizi çok seviyorum.

Adnan Çakmakcıoğlu

©2017 by Esi Cakmakcioglu

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now